Uluslararası BISET Kongresi Brüksel'de gerçekleştirildi
BELÇİKABrüksel’de düzenlenen Uluslararası BISET 2026 Kongresi, Avrupa’daki Türk toplumunun dilsel geleceği ve iki dillilik politikalarını gündeme taşıdı. Belçika Türk Dernekleri Birliği, İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Daum Expert iş birliğiyle gerçekleştirilen kongre, disiplinlerarası dil ve kültür araştırmacılarını bir araya getirdi.
BRÜKSEL- Şükrü SAĞLAM - Brüksel’de düzenlenen Uluslararası BISET 2026 Kongresi, Avrupa’daki Türk toplumunun dilsel geleceği ve iki dillilik politikalarını gündeme taşıdı. Belçika Türk Dernekleri Birliği, İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Daum Expert iş birliğiyle gerçekleştirilen kongre, disiplinlerarası dil ve kültür araştırmacılarını bir araya getirdi.
Kongrede öne çıkan başlıklar arasında kapsayıcı eğitim modelleri, dijital dil öğretimi, kimlik ve dil ilişkisi ile Avrupa Birliği ülkelerindeki dil politikalarına yönelik öneriler yer aldı. Özellikle göçmen kökenli öğrencilerin akademik başarılarını artırmaya yönelik yeni yaklaşımlar ve teknolojinin Türkçe öğretimine entegrasyonu dikkat çekti.
Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Azerbaycan, Kuzey Makedonya ve Fransa başta olmak üzere birçok ülkeden akademisyenin katıldığı etkinlikte, Türkçe ve Türk kültürüne dair umut vadeden çalışmalar paylaşıldı.
Programın açılışında konuşan Doç. Dr. Bekir İnce, kongrenin uzun yıllardır süregelen bir emeğin sonucu olduğunu vurguladı. Daha önce Sakarya’da düzenlenen etkinliklerin ardından Brüksel’de yeniden bir araya gelmekten memnuniyet duyduklarını belirten İnce, sürecin başından bu yana destek veren sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etti.
İnce, Avrupa’da yaşayan Türk çocuklarının iki dillilik sürecinin bir “mücadele” olduğuna dikkat çekerek, bu alanda kalıcı çalışmalar yapan yerel derneklerin önemine işaret etti. Kongrelerin kısa süreli etkinlikler olduğunu, ancak sahadaki asıl emeğin sürekli çalışan kurumlar ve eğitimciler tarafından verildiğini ifade etti.
Dünyanın farklı bölgelerinden akademisyenlerin katılım sağladığını belirten İnce, özellikle Azerbaycan başta olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen uzmanların bu çabaya katkı sunduğunu söyledi. Yoğun programlarına rağmen kongreye destek veren akademisyenlere de teşekkür eden İnce, katılımcıların varlığının çalışmalara güç kattığını dile getirdi.
Brüksel’de düzenlenen Uluslararası BISET Kongresi kapsamında, ev sahibi kuruluş Turkse Unie Başkanı Rıfat Can katılımcılara hitap etti.
Rıfat Can, konuşmasına Türkiye Cumhuriyeti Brüksel Başkonsolosluğu yetkilileri, akademisyenler ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen katılımcıları selamlayarak başladı. Kongrenin Avrupa’daki Türk toplumunun iki dillilik meselesine katkı sunmasını temenni eden Can, yapılacak çalışmaların özellikle gençler için yol gösterici olmasını umut ettiklerini ifade etti.
Avrupa’da yaşayan Türk gençlerinin iki dillilik sürecinde çeşitli zorluklarla karşılaştığını vurgulayan Can, bu tür bilimsel toplantıların çözüm üretme açısından önemli bir platform sunduğunu belirtti. Ev sahibi kurum olarak sürece katkı sağlamaya gayret ettiklerini dile getiren Can, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.
Brüksel Başkonsolosu Onur Sevim:“İki Dillilik Diaspora İçin Hayati”
Brüksel’de düzenlenen Uluslararası BISET Kongresi’nin açılışında konuşan Türkiye’nin Brüksel Başkonsolosu Onur Sevim, iki dillilik konusunun yurt dışındaki Türk toplumu açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.
Kongrenin uzun yıllardır Avrupa’nın farklı şehirlerinde düzenlenerek kurumsal bir nitelik kazandığını belirten Sevim, bu tür organizasyonların Türk diasporasının sorunlarına çözüm üretme açısından önemli bir platform sunduğunu ifade etti. Belçika’daki Türk toplumunun kurumsallaşma düzeyine dikkat çeken Sevim, özellikle Turkse Unie’nin bu alandaki rolünün değerli olduğunu dile getirdi.
Yurt dışında yaşayan vatandaşların eğitim, din hizmetleri ve ayrımcılık gibi çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Sevim, iki dillilik meselesinin bu sorunlar arasında özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Ana dilin güçlü şekilde öğrenilmesinin, ikinci dilin edinimini de kolaylaştırdığını vurgulayan Sevim, akademik araştırmaların da bu gerçeği ortaya koyduğunu ifade etti.
Sevim, özellikle ilk nesil göçmenlerin dil bariyerleri nedeniyle resmi kurumlarla ilişkilerde zorluk yaşadığını, sonraki nesillerde ise bu kez Türkçe ile bağların zayıflaması gibi farklı bir sorun ortaya çıktığını dile getirdi. İki dilin birlikte ve güçlü şekilde öğrenilmesi gerektiğine dikkat çeken Sevim, bu alanda uygulanabilir politikaların geliştirilmesinin önemine işaret etti.
Konuşmasının sonunda kongrenin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Sevim, başta Rıfat Can olmak üzere organizasyona katkı sunan kurum ve akademisyenlere şükranlarını iletti.
“Göçmen Eğitimi İçin Akademik İş Birliği Çağrısı”
Kongrelerin uzun yıllardır düzenli olarak gerçekleştirildiğini hatırlatan Yılmaz, özellikle 2010 yılından bu yana farklı ülkelerde yapılan toplantıların akademik bilgi birikiminin paylaşılmasına katkı sağladığını ifade etti. Almanya’da görev yaptığı yıllarda edindiği tecrübeleri bu tür platformlarda paylaşma imkânı bulduğunu belirten Yılmaz, yurt dışındaki Türk çocuklarının eğitim süreçlerinin çok boyutlu ele alınması gerektiğini söyledi.
Kendisinin de yurt dışında büyüyen bir akademisyen olduğunu dile getiren Yılmaz, bu nedenle iki dillilik ve göçmen eğitimi konularına ayrı bir önem verdiğini belirtti. Yurt dışında yaşayan Türk toplumunun artık farklı bir gerçeklikle karşı karşıya olduğunu ifade eden Yılmaz, bu süreçte akademik çalışmaların ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Kongre programında yer alan çok dillilik, kapsayıcı eğitim, kültür aktarımı ve kuşaklar arası iletişim gibi başlıkların son derece kritik olduğuna dikkat çeken Yılmaz, göçmen çocukların hem yaşadıkları ülkenin dilinde başarılı olmaları hem de ana dillerini korumalarının gerekliliğine işaret etti. Ana dilin korunmasının kültürel kimliğin sürdürülebilirliği açısından temel bir unsur olduğunu belirten Yılmaz, bu konunun yurt dışında yaşayan toplumlar için öncelikli bir mesele olduğunu söyledi.
Farklı ülkelerde uygulanan dil politikalarının çeşitlilik gösterdiğini ifade eden Yılmaz, bu politikaların analiz edilerek daha etkili modeller geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Yurt dışında başarı elde eden Türk akademisyenlerin önemli bir örnek teşkil ettiğini belirten Yılmaz, bu başarıların daha fazla takdir edilmesi gerektiğini kaydetti.
Konuşmasında Türk-Alman Üniversitesi hakkında da bilgi veren Yılmaz, üniversitenin Türkiye ile Almanya arasındaki bilimsel iş birliğinin somut bir sonucu olduğunu ifade etti. Çok dilli eğitim politikasıyla faaliyet gösteren üniversitenin, iki ülke arasında kültürel ve akademik köprü görevi üstlendiğini belirtti.
Üç ayrı salonda, 11 oturumda gerçekleştirilen kongrede alanında uzman isimler çeşitli konuları ele aldı. Dr. Gülce Doğan başkanlığındaki oturumda okul öncesi öğretmenlerin yazısız resimli kitapların dil öğretimi ve kapsayıcı eğitimde kullanımına ilişkin görüşleri tartışıldı. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Seçkesen’in yönettiği oturumda ise Suriyeli çocukların Türk eğitim sistemine entegrasyonunu desteklemek amacıyla hazırlanan Arapça ders kitapları değerlendirildi.
Doç. Dr. Osman Coşkun’un başkanlığında yabancı dil öğreniminde kültürel etkileşim konusu ele alınırken, Dr. Serdar Başutku’nun oturumunda Kuzey Makedonya’da öğretmen yeterlikleri bağlamında kültürel öğelerin pedagojik işlevi tartışıldı. Prof. Dr. Alpaslan Okur’un yönettiği oturumda Türk-Alman Üniversitesi çerçevesinde dil politikaları masaya yatırıldı.
Doç. Dr. Murat Topal’ın başkanlığında Azerbaycan edebi dili tarihinde iki dilliliğin oluşumu ve gelişimi incelenirken, Dr. Aynur Mahmud kapsayıcı eğitim ve göçmen kökenli gençler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Doç. Dr. Bekir İnce iki dilli çocuklarda konuşma akıcılığı güçlüğü ve sosyal dışlanma konusuna dikkat çekti.
Dr. Sema Akgül’ün oturumunda iki dilli öğrencilere Türkçe öğretimi ele alınırken, Prof. Dr. İsmail Güleç Belçika’da iki dillilik üzerine sunum gerçekleştirdi. Prof. Dr. Adriatik Deriaj ise Güneydoğu Avrupa’da Türkçenin rolü ve önemine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
BISET 2026, Avrupa’daki Türk toplumunun dilsel ve kültürel sürdürülebilirliğine katkı sunmayı hedeflerken, ortaya konan akademik çalışmaların hem eğitimciler hem de politika yapıcılar için yol gösterici olması bekleniyor.
İlginizi Çekebilir