Bazı yolculuklar sadece kilometrelerle ölçülmez. Bazı yollar vardır ki içinde hasret, umut, hatıra ve kavuşma sevinci taşır. İşte gurbetçinin vatan yolculuğu da böyledir. Yıllar önce ekmek, emek ve gelecek umuduyla yollara düşen insanların, her yaz aynı heyecanla çıktıkları sıla yolculuğu; yalnızca bir dönüş değil, kalbin ait olduğu yere yeniden yönelişidir. O günlerden bugünlere uzanan bu yolculuk, aradan geçen onca zamana rağmen hiç değişmemiştir. Bugün onların 4. nesil çocukları bile, tıpkı ateş böcekleri gibi vatan ışığına doğru yönelerek aynı hasretle bu yolculuğa çıkmaktadır. Çünkü nesiller değişse de memleket sevgisi, aileden aileye aktarılan güçlü bir bağ olarak yaşamaya devam eder.
Gurbetçiler, uzak diyarlarda geçen ayların, yılların ardından memleket yoluna düştüklerinde adeta ateşe uçan kelebekler gibidir. Onları çeken şey, sadece bir toprak parçası değildir; çocukluk anıları, anne duası, baba ocağı, eski sokaklar, dost sohbetleri ve yıllardır içlerinde büyüttükleri “eve dönme” duygusudur.
Gurbetçinin vatan hasreti, takvim yapraklarıyla ölçülen sıradan bir bekleyiş değildir. Bir asker nasıl ki tezkeresine kavuşacağı günü sabırla sayarsa, bir mahpus nasıl tahliye olacağı günü umutla beklerse; gurbetçi de Temmuz ve Ağustos aylarını tespih tanelerini tek tek çeker gibi sayar. Her geçen gün, onu memlekete biraz daha yaklaştırır. Zihninde yolculuğunu kurar, kavuşacağı anın hayalini yaşar; anne babasına, akrabalarına, doğduğu topraklara yeniden sarılacağı günü büyük bir özlemle bekler.
Gurbetçilerin bu yolculuğu çoğu zaman yanlış anlaşılır. Onlar memleketlerine lüks araçlarıyla hava atmaya, gösteriş yapmaya gelmiyorlar. Avrupa’nın birçok yerinde daha yakın, daha kolay ve daha ekonomik tatil imkânları bulunmasına rağmen; gurbetçiler binlerce kilometrelik yolları aşmayı, 3 bin kilometreye varan yolculukları göze almayı, 6-7 ülkenin sınır kapılarında saatlerce beklemeyi sadece bir gösteriş uğruna yapmazlar. Bu yolculuğu tanıdıklarına hava atmakla açıklamak, yılların hasretini, emeğini ve memleket sevgisini görmezden gelmek olur. Çünkü o yollar; bir tatilden çok, aileye, köklere ve geçmişe yapılan bir kavuşma yoludur.
O araçların içinde sadece yolculuk yapan insanlar değil; yılların emeği, alın teri, hasreti ve sevdikleriyle buluşma hayali vardır. Bir otomobilin markasına ya da dış görünüşüne bakarak bir gurbetçinin hikâyesini anlamak mümkün değildir. Çünkü o direksiyonun arkasında, yıllarca yabancı diyarlarda çalışmış, ailesi için mücadele etmiş ve kalbinin bir parçasını memleketinde bırakmış insanlar vardır.
Kimi zaman binlerce kilometrelik yollar aşılır. Araçların bagajlarına hediyeler, valizlere özenle yerleştirilmiş eşyalar konur. Fakat aslında taşınan en değerli yük, yılların biriktirdiği özlemdir. Bir annenin oğluna, bir dedenin torununa, bir gurbetçinin mahallesine duyduğu hasret; yol boyunca her mola yerinde, her sınır kapısında yeniden hissedilir.
Sıla yolculuğu, gurbetçinin hafızasında ayrı bir yere sahiptir. Eski yıllarda uzun ve zorlu kara yolculuklarıyla başlayan bu gelenek, bugün daha modern imkânlarla sürse de duygusu hiç değişmemiştir. Çünkü değişmeyen şey, insanın doğduğu ve kendini ait hissettiği yere duyduğu sevgidir.
Gurbette yaşayan insanlar, bulundukları ülkelerde hayat kurmuş, çalışmış, çocuklarını büyütmüşlerdir. Ancak kalplerinin bir köşesinde hep bir memleket ışığı yanmıştır. Bu yüzden vatan yoluna çıkmak onlar için sadece bir tatil değil; geçmişle buluşma, köklerle yeniden bağ kurma zamanıdır.
Vatanına kavuşan bu gurbet kuşlarını sizler de ötelemeyin. Onların memleket sevgisini, yılların hasretiyle yaşadıkları o güzel duyguları kem gözle değerlendirmeyin. Çünkü onlar sizlerden ayrı yerlerde yaşasalar da gönülleri ve kalpleri daima vatan sevgisiyle doludur. Belki yollar uzaktır, belki hayatlar farklı ülkelerde devam eder; fakat memleket sevdası her zaman aynı sıcaklıkla içlerinde yaşamaya devam eder.
Biraz anlayış, biraz empati ve biraz da gönül gözüyle bakmak; gurbetçinin bu büyük sevincini daha iyi anlamaya yeter. İzin sezonunda yollara çıkacak tüm gurbetçilerimize kazasız, belasız, hayırlı yolculuklar diliyorum. Rabbim onları sevdiklerine sağlıkla, huzurla ve mutlulukla kavuştursun.
Çünkü bazı yolculuklar sadece bir yere varmak için değil; yıllardır beklenen bir hasreti dindirmek içindir.
Şükrü SAĞLAM- Brüksel 28 Haziran 2026


















Yorum Yazın
Facebook Yorum