Ramazan ayının gelişiyle birlikte Avrupa’nın birçok kentinde olduğu gibi Belçika’nın çeşitli şehirlerinde de manevi atmosferi yansıtan aydınlatma ve süsleme çalışmaları dikkat çekti. Özellikle Zele ve Gent şehirlerinde bazı cadde ve sokakların yanı sıra cami önlerinde gerçekleştirilen ışıklandırma çalışmaları, Ramazan’ın ruhuna uygun bir birlik ve beraberlik görüntüsü ortaya koydu.
Ancak aynı hassasiyetin Belçika’nın başkenti Brüksel’de, Türk toplumunun kalbi olarak adlandırılan Küçük Anadolu bölgesinde görülmemesi düşündürücü bir tablo ortaya çıkardı. Özellikle Chaussée de Haecht Caddesi üzerinde yüzlerce işyeri ve iki cami bulunmasına rağmen Ramazan’a dair herhangi bir süsleme ya da ışıklandırma çalışmasının yapılmaması, kamuoyunda soru işaretlerine neden oldu.
Küçük Anadolu’da Sessizlik
Yıllardır Türk toplumunun ticari, kültürel ve sosyal merkezi olarak bilinen Chaussée de Haecht, düğünlerden bayramlara, açılışlardan siyasi ziyaretlere kadar pek çok etkinliğe sahne oluyor. Ancak söz konusu Ramazan gibi manevi değeri yüksek bir ay olduğunda aynı hareketliliğin ve organizasyon kabiliyetinin ortada olmaması eleştirileri beraberinde getirdi.
Yaşadığımız ülkedeki belediyede görev yapan Türk ve Müslüman kökenli seçilmişlerin, diğer kültürlerin Noel ve yılbaşı etkinliklerinde cadde ve sokakların süslenmesini daha ciddiye alırken; Müslümanların kutsal aylarında, üstelik oruçlu olmadıkları hâlde Ramazan iftarlarında ellerinde mikrofonla baş köşelerde yer alırken; Türk mahallesinde Ramazan’ın geldiğine işaret eden birkaç sembolik süslemeyi dahi akıl edememeleri kamuoyunda eleştiri konusu oluyor. Bu durum, temsil sorumluluğu ile icraat arasındaki farkı bir kez daha gündeme taşıyor.
Bölgede faaliyet gösteren esnafın, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel yöneticilerin bu konuda herhangi bir girişimde bulunmaması, “Söz konusu hizmet ve icraat olduğunda neden adım atılmıyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor.
Sözde Değil, Özde Hizmet
Toplum önünde sıkça milliyetçilikten, maneviyattan ve millete hizmetten söz eden; düğünlerde ve işyeri açılışlarında en ön safta yer alan bazı isimlerin, somut bir çalışma gerektiğinde ortada görünmemesi eleştiri oklarının hedefi oluyor. Ramazan gibi toplumun ortak değerlerini güçlendiren bir ayda, sembolik de olsa bir ışıklandırma ya da süsleme organizasyonunun yapılamamış olması ciddi bir organizasyon ve vizyon eksikliği olarak değerlendiriliyor.
Oysa bu tür çalışmalar yalnızca estetik bir tercih değil; aynı zamanda toplumsal aidiyeti güçlendiren, genç nesillere kültürel mirası hatırlatan ve kamusal alanda görünürlük sağlayan sembolik adımlardır. Küçük Anadolu olarak anılan bir bölgede Ramazan’ın izlerinin kamusal alanda hissedilmemesi, hem toplumsal motivasyonu zayıflatmakta hem de birlik mesajını gölgelemektedir.
Sorumluluk Kimin?
Bu noktada sorumluluk yalnızca belediyelere yüklenemez. Esnaf birlikleri, cami dernekleri, federasyonlar ve seçilmiş yerel temsilciler ortak bir inisiyatif alarak bu tür organizasyonları hayata geçirebilir. Zele ve Gent’te yapılabilen bir çalışmanın Brüksel’de yapılamaması, imkânsızlıkla değil, irade eksikliğiyle açıklanabilir.
Ramazan ayı, dayanışma ve ortak hareket etme kültürünü güçlendirme zamanıdır. Küçük Anadolu’da yaşayan ve faaliyet gösteren tüm kesimlerin, gelecek yıllarda bu eksikliği gidermek adına daha yapıcı ve somut adımlar atması beklenmektedir.
Sözün değil, icraatın konuştuğu bir anlayışla; sembolik de olsa atılacak küçük adımlar, toplumun büyük beklentilerine cevap verecektir.
Şükrü SAĞLAM- 22 Şubat 2026 Brüksel



















Yorum Yazın
Facebook Yorum